ANAOKULUNDAN İLKÖĞRETİME
ANAOKULUNDAN İLKÖĞRETİME
İlkokula başlama, çocuğun yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biridir. Okul çağına değin içinde yaşadığı, uyum sağlamayı başardığı, kendini çoğunlukla kabul ettirdiği ev veya ana okul ortamından ayrılarak değişik özellikler taşıyan ilkokul ortamına geçiş çocuk ve aile için belli bir uyum sürecini gerektirir.
İlkokul; çocuk için yepyeni bir sosyal çevredir. Bu yeni çevrenin uyulması gereken kuralları, farklı özelliklere sahip öğretmen ve çocukları, başarmak zorunda olduğu öğrenim görevleri çocuğun uyum sağlamasını güçleştirebilir. Çocukların bu güçlükleri yenebilmesinde, ilkokulun onlar için anlamlı, mutlu ve yaratıcı deneyimlerle dolu bir yer haline getirilmesinde ana-babaların ve öğretmenin yardımı gerekmektedir.
Okulun temelde iki amacı vardır. İlki, çocuğu sosyalleştirmek yani sınıf içi ve sınıf dışı faaliyetlere uyumlu hale getirmek, ikincisi ise bilgilendirmektir. Bu iki amacın gerçekleşmesi için çocuğun zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan okul olgunluğuna erişmiş olması gerekir.
O halde Okul Olgunluğu; Çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimleri açısından belli bir düzeye gelmesini ve okulda kendisinden istenileni başarılı bir şekilde yerine getirmeye hazır olmasını ifade etmektedir.
Okuma-yazma çok karmaşık süreçlerdir. Bu süreçlerin kazanılmasında etkili olan sayısız faktörler vardır. Parmakları kullanma ve el-göz koordinasyonunun gelişmesi sonucu ortaya çıkan bu becerilerin kazanılması büyük oranda nörolojik gelişim ile ilgili olmakla beraber, çevresel destekle uygun fırsatlar vererek, eğitim programları planlama yolu ile de mümkün olmaktadır. Çocuğun okuma yazma becerisini kazanabilmesi için bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan belli bir olgunluk düzeyine ulaşması, belli bazı yeteneklere sahip olması şarttır.
Çocuk ilkokula başlarken, onun bu olaya zihinsel olarak hazır olmasının yanı sıra, duygusal ve sosyal olarak da hazır olması önem taşımaktadır.
Bir çocuğun okul olgunluğu, doğumundan okula başlayıncaya kadar aldığı tecrübeler ve becerilerdir. Bu tecrübelerin 5 boyutu vardır.
1. Fiziksel sağlık, iyi yaşam ve motor becerileri,
2. Sosyal ve duygusal gelişim,
3. Öğrenme yaklaşımları,
4. Gelişmekte olan dil ve okur-yazarlık,
5. Bilişsel (gelişim) ve genel bilgi.
Çocuğun İlköğretime hazır olması; herhangi bir duygusal karışıklığa uğramadan kolayca ve yeterli olarak öğrenebilmesidir. Bu yalnızca olgunlaşma ile ulaşılabilecek bir nokta değildir. Çocuk bu hazırlığa “okul öncesi dönemde” öğrendiklerini tamamlayarak ulaşabilir.
• Görsel olgunluk
• Renkleri ayırt etme
• Görsel hafıza
• El-göz koordinasyonu
• İşitsel ayırt etme- duyma
•Sosyal ve duygusal etkenler
• Dikkat süresi
Çocuklar bu gelişim alanlarını başarıyla oluşturdukları taktirde ilköğretime hazır başlayabilmektedirler. Ancak çocuğun içinde bulunduğu ortama da uyum sağlaması gerekmektedir. Buna paralel çocuğun içinde bulunduğu ortam da olgunluğu etkilemektedir.
Bir anaokulu öğretmeni, çocukların özelliklerini belirlemek ve onun gelecek yıllarda yöneleceği ilkokulun istediği öğrenme deneyimlerine sahip olup olmadığını anlamak konusunda büyük olanaklara sahiptir. İyi bir anaokulunun programı, çocuğun çevresini daha iyi ve etkin bir şekilde tanımasına yardımcı olur.
Anaokulunda yaşadığı her deneyim, çocuğun gelecekte ilkokulda başlayacağı programlı öğretim için birer temel hazırlık niteliğindedir.
Çocuk için okula gitmek zevk olmalıdır, yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak düşünülmemelidir.
ÇOCUĞUN OKULA HAZIRLANMASINDA AİLELERE DÜŞEN GÖREVLER NELER?
· Çocuğunuz okul hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursa o kadar az korkacaktır. Okul açılmadan önce çocuğunuzun okulunu, sınıfını ziyaret etmeye ve öğretmenleri ve arkadaşları ile tanışmaya gayret edin.
· Okulun ilk gününü anlatan kitaplar okuyun. Böylece çocuğunuz bu konuda fikir sahibi olacaktır.
· Çocuğun okulda ne kadar eğleneceğini anlatırken, abartıya kaçmamaya özen gösterin. Yeni arkadaşlar edineceğini ve yeni şeyler öğreneceğini ama kimi zaman da canının evde olmak isteyebileceğini bilsin. Bu zamanların geçeceği konusunda ona güvence verin.
· Okulun programı dışında, öğretmene danışmadan, evde çocuğunuza okuma- yazma öğretmeyin.
· Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın.
· Çocuğunuz anaokuluna devam ediyorsa ilköğretim ve anaokulu karşılaştırmasını olumsuz cümleler kurarak yapmayın, “anaokulunda oyuncakların var ama ilköğretimde yok” gibi bir cümle kurmak yerine “anaokulunda oyuncakların vardı ilköğretimde ise kendi çantan ve içinde kitapların olacak” gibi bir cümle kurmak yerinde olur.
· Anne- babaların ilköğretim ve okul seçimi konusundaki kaygılarını çocuğa yansıtmamaları, çocuğun yanında bu konuları konuşmamaları önemlidir. Aksi takdirde çocuğun ilköğretimden korkmalarına ve zaten zor olan bir süreci daha da zor bir hale getirmekten başka bir işe yaramaz.
· İlköğretime başlamadan önce görme yetisinin yeterliliğinin tespiti için çocuğunuza mutlaka göz muayenesi yaptırın.
· Çocuğun okulöncesi dönemde kendi kendine okumayı öğrenmesi durumunda çocuğun ilköğretime mutlaka ikinci sınıftan başlaması, sınıf atlaması konusunda ısrar etmemelidirler. Çünkü okula hazırbulunuşluk, çocuğun tüm gelişim alanlarında yeterli olgunluğa ulaşması demektir. Bu çocukların öğretmenin desteği ile okuldan sıkılması önlenerek yaşıtlarıyla aynı sınıfta eğitime devam etmesi her açıdan daha uygundur.
· Kendi ideallerinden önce anne- babalar çocuklarının kişiliğine, gelişim ve yeterlilik düzeyine uygun okulu seçmeli, çocuğun ilk ciddi eğitim yaşamına olumlu başlaması ve sahip olduğu kapasiteyi maksimum düzeyde kullanabilmesine imkan vermelidirler. ( Çocuk çok sıkı kurallara uyamayacak bir çocuksa onu bunaltacak kadar disiplinli bir okula gönderilmemelidir).
· Okulu yeri, okuldaki eğitim kadrosunun, okul ortamının fiziksel donanımının ve okuldaki rehberlik hizmetlerinin yeterliliği vb. özellikleri araştırmalı ve uygun seçim yapılmalıdır.
OKUL FOBİSİ
Okula gitmek istememe, okulu red olarak tanımlanan bu durumun temelinde Doyurulmamış psikolojik ihtiyaçlar ve iletişim sorunları vardır. Örneğin, öğretmen ya da arkadaşlarıyla arasındaki iletişim engelleri ve başarısız olma endişesi de buna neden olabilir.
Okul korkusunun asıl kaynağı çocuğun evden ayrılmaya karşı gösterdiği güvensizliktir. Özellikle anne-çocuk iletişiminin çok yoğun yaşandığı, bağımlılık düzeyinde ilişkilerin gelişmiş olduğu ailelerde çocukların okula daha zor adapte oldukları bilinmektedir. Tüm gereksinimlerini karşılama konusunda annesi dışında başka hiçbir yolu bilmeyen çocuk, annesinden ayrıldığında, karşılaştığı problemlerle baş etme konusunda deneyimsiz olduğundan, okulu emniyetli bulmaz. Bu nedenle de okula gitmeyi reddeder.
Böyle bir durumda çocuğunuza her zamankinden daha yakın olun fakat kademeli bir şekilde onun yanından ayrılacağınız ve mutlaka döneceğiniz konusunda güvence verin. Ona; kendisine ve size güvenmesi için cesaret verin.
Çocuğu rahatlatacak bu kaygısını giderecek farklı ilgilere; özellikle kendini rahatlıkla ifade edebileceği yaratıcı sanat faaliyetleri, spor, müzik vb. gibi uğraşlar çocuğa psikolojik destek sağlayacaktır.
KAYNAKÇA
Atik Tuğrul, B. (1995), “Ana kucağından Anaokuluna Anaokulundan İlkokula, YA-PAyayınları, İstanbul. s. 16-30.
Okulöncesi Eğitim Programı” TC MEB Ok.ön. Eğt. Gen.Müd., Ankara
Ülkü, B. Ü. (2007), “Anasınıfı ve İlköğretim 1. sınıfa devam eden çocukların velileri ve öğretmenlerinin, çocukların okul olgunluğu hakkındaki görüşlerinin incelenmesi”, yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,Çokurova üniv. Ok.ön.eğt. ABD, Adana.